erkek egemen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erkek egemen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2018 Perşembe

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Bugün, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü.

Bugün 13 ülkede bayram, her ülkede de; sevgi-saygı dolu sözler ve şiirli, şarkılı, türkülü etkinliklerle anılıp kutlamalar yapılıyor. Ama ben böyle bir günde coşku dolu bir yazı yazamadığım için çok üzgünüm. 

Çünkü dünyanın pek çok yerinde emperyalist, militarist ve işbirlikçilerinin çıkar savaşlarında; çocuklar, gençler, yaşlılar, kadınlar ölüyor, taciz, tecavüz, baskı, şiddet görüyor

Çünkü erkek egemen ayrımcılık yüzünden, emekçi kadınlar; evde, işte, yolda her yerde baskı-şiddet-sömürü sarmalı içinde ve güvencesiz (yurdumuzda 2017 yılında 409 kadın cinayeti işlenmiş) durumda. 

Dünyada olduğu gibi bizde de kadınlar,  Rize’de Artvin’de, Balıkesir’de Eskişehir’de, Soma’da, Diyarbakır’da... Ve 675 haftadır Taksim'de olan Cumartesi Anneleri...

Kadınların istekleri, acıları, öfkeleri bir çığlık olmuş sokaklarda:
  • Kimi yavrusunu, işini, yok edilmek istenen deresini, dağını, ovasını, madenini ve peşkeş çekilen ekmek teknesi fabrikasını korumak...
  • Kimi gasp edilmiş insan haklarını almak... 
  • Kimi madenlerde kaybettiği eşini, çocuğunu, kardeşini anmak... 
  • Kimi haksız çıkar savaşlarına dur demek...  
  • Kimi alıp götürüldükten sonra bir daha hiç haber alınamayan eşini, çocuğunu, kardeşini sormak, aramak için... 
Hak arayan bu kadınlara karşı çıkan, onlara engel olanlar ise yabancı değil, kendi çocukları, eşleri, kardeşleri… Bunlar aldıkları 'emir' gereği analara, kardeşlere, kadınlara durmadan; “yasak” deyip, cop sallıyor, gaz sıkıyor, hakaret ediyor, gözaltına alıp gözdağı veriyorlar. (Bu da başka bir acı). Sorumlular ise  perde arkasında, karanlıkta… 

***

Etrafınıza baktığınızda, toprak-su-hava-ateşin yaşanır kıldığı bir dünya görürsünüz. Düşününce de, dünyadaki tüm canlıların anne-baba-çocuk üçlüsünden başka bir şey olmadığını ve bu üçlüyü var edenin ise anneler olduğunu anlarsınız.

Her kadın kendisini güçlü kılan bir “annelik duygusu” taşır. Bu duygu ile kadın; hakkı yeneni, tacize uğrayanı, işkence göreni, öldürüleni yavrusu gibi görür, onları korur ve acılarına ortak olur.

Bunun için toplumlar her zaman, kadınların koruyucu sevgisine ve zalimlere dur diyecek öfkesine ihtiyaç duyarlar. 

Bir kadına verilebilecek en büyük ceza, yavrularını güvencesiz, geleceksiz bırakmaktır. Savaşlar insanları güvencesiz, geleceksiz bırakır, barış ise herkese sömürüsüz ve özgür bir yaşamı sağlar. Bunun için kadınlar, barışa dost, savaşa düşmandırlar.

Kadınlar bebelere kol-kanat olur, onları ninnilerle uyutur, büyütürler. Büyüyen o bebeler de:

Eğer, annelere karşı durup güç kullanabiliyorsa...

Eğer, kadınları kendilerine eşdeğer görmüyorsa...

Eğer, yargıçlar insan haklarına ve hukuka saygılı olmuyorsa...

Eğer, doktorlar yaşam hakkına sahip çıkamıyorsa...

Eğer, üniversiteler susmuş konuşamıyorsa...

Eğer, barış istemek, savaş iklimi ile sindirilmişse...

Eğer yaşamı,  ölüm çevrelemiş ve tutsak almışsa...

Eğer, tüm bunları sağlayan iktidar ayakta durabiliyorsa... 

Burada yanlışlıklar, haksızlıklar var demektir. 

Burada kadınlara çok iş düşüyor demektir.

Kadınların katkıları olmadan erkek egemen dünya yok olamaz.

Ve kadın desteği olmayan bir demokrasi kurulamaz.

O halde görevimiz; demokrasi, barış ve insan haklar için mücadele veren kadınların saflarında kadın-erkek el ele tutuşmak olmalı... 

***
Bütün kadınlar saygın ve emekçidir.

Baskıya, şiddete, sömürüye, ayrımcılığa hayır!..

YAŞASIN 8 MART.

DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN.

  

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız