16 Nisan 2015 Perşembe

İmam Hatipler, Köy Enstitülerinin Yerine Mi?..

Faşizmin, İtalya ve Almanya’da gelişip serpildiği yıllarda Türkiye’deki tek parti yönetimi de onlardan etkilenmiş, bazı ırkçı yaklaşım ve uygulamalar içine girmişti. Fakat aynı yönetim aynı yıllarda; Osmanlı’nın yolsuz, okulsuz, yoksul olarak sıtma… ve bitlerle baş başa bıraktığı Anadolu’ya da sahip çıkarak hizmet götürmüştür.

Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç ekibince 1937-1948 yıllarında (tüm yurdu kapsayacak şekilde) kurulan 21 Köy Enstitüsü’nden 17 bin öğretmen-eğitmen-teknik eleman, 3 bin sağlık memuru ile az zamanda çok büyük işler başarılmıştı. Köy Enstitüleri uygulamaları ve başarıları nedeniyle UNESCO tarafından dünyaya örnek gösterilen kurum haline gelmişti…

Aynı yönetimce yapılan yanlış bir uygulama (konumuzla ilgili olan) da; resmi bir devlet dini yaratmaya yönelmiş olmasıdır. Tek din, tek mezhep anlayışı ile kurulan bu kurum ise günümüzün Diyanet İşleri Başkanlığı’dır. Bu uygulama sonucu olarak, günümüzde okul yönlendirme sistemi tümü ile bozulmuş, zorunlu din dersleri ile başka din ve anlayışlar yok sayılmış, ötekileştirilmiştir.

Bugün tüm siyasi partilerin/politikacıların basit günlük ve popülist çıkarları uğruna duyarsız ve sessiz kaldıkları çok önemli bir konu var. Geleceğimize yön verecek olan eğitim politikalarımız… Bu politikaların 4+4+4 ve İmam Hatip Okulları ile amaçlanan hedefleri düşünerek, kısa zamanda ulaşılan sayısal verileri hatırlatmak ve istedim.

Genelde toplumsal gelişim-değişimler ileriye dönük devrimci bir öz taşırlar. Ama ne yazık ki bazen de devrimci bir öz yerine, geçmişe özlem duyan gerici bir kara akım esiverir toplumsal değişim/gelişimlerde. İşte biz de toplum olarak o yılları ve günleri yaşıyoruz…

2002 yılından başlayarak ülkemiz öylesine bir girdap içine girdi, öylesine bir değişim geçirdi ki; bu değişimin ne veliler, ne öğrenciler, ne öğretmenler ne de politikacılar farkına varamadı. Tek tük farkına varanlar ise, yüzme taktiklerini bilemediklerinden debelenip duruyorlar… İşte bu süreçte ülkemiz, dünya eğitim sıralamalarının en sonlarda yer almaya baladı.

Eğitimin itici gücü olan öğretmenleri yetiştiren onlara mesleki yeterlilikler kazandıran Öğretmen Okulları, Yüksek Öğretmen Okulları, Eğitim Enstitüleri gibi öğretmen yetiştiren kurumlar zaten kapatılmıştı. Son olarak Anadolu öğretmen liselerini kapatıp ve Anadolu Liselerini itibarsız sıradan okullar haline getirdiler...

Ve Anaokuldan başlayarak her tür eğitim kurumuna dini motifler eklediler. Daha önce çeşitli dernek ve vakıflar kanalı ile yaptırılan İmam Hatip Okulları’ açmak artık, MEB’in en önemli görevi haline geldi. Bunun için her semtin en merkezi okuluna veli isteği (!)  diye el koydular. Böylece, Milli Eğitim Bakanlığı adeta Milli İmam Hatip Bakanlığı’na dönüştürüldü…

Böylesi kurumlarda ancak dinsel eğitim yapılır. Dinsel eğitim-öğretim yöntemi ise; ezberlemektir. Ezberlemek o tür okuldaki öğrencinin yaşamında her şeydir…
Bu yaşamda kişiye; Neden?, Niçin? Nasıl? Acaba?  Ne yapmalı?  Nasıl yapmalı? … gibi mantıksal düşünme ve kişilik oluşumunu sağlayan, kişiye öznellik kazandıran, güven veren ve en önemlisi bilimsel gelişmenin kapılarını açan bu soruları sormak, kuşkuları yaşamak hakkı verilmez… O yaşamda kişi ancak, iç dünyasında kendisiyle (iç konuşmalarla) bu tür soruları paylaşabilir.  Bu durumda da aldığı (yasakçı-günah) eğitim nedeniyle bazı suçluluklar yaşar bu sorular nedeniyle...

Peki bu soruları soramayan, bu kuşkuları yaşamayan bir kişi veya kişilerle  sizce nasıl bir toplum oluşturur?!..

Cevabınızı duyar gibiyim;

"İtaat eden, kaderci toplumlar!…"

Evet, evet bildiniz!..

Böylesi toplum ve gruplarda verilen emir üzerine; pusu kurulur, tarif üzerine tanımadığı başka bir kişinin yolu kesilir, kurşunlanır, kendisi gibi olmayanlara yaşam hakkı tanınmaz, kılıçla kafalar kesilir…

Size, 17 Nisan anısına düşündürücü (manidar) bir örnek vererek yazıyı noktalamak istiyorum.

Köy Enstitülerinin kurucusu İsmail Hakkı Tonguç, sadece bizim eğitim tarihimize değil, dünya eğitim tarihine de ismini yazdırmış değerli bir eğitim öncüsüdür. 

Konya-Selçuk’ta, İsmail Hakkı Tonguç adını taşıyan okulun yeni adı: İsmail Hakkı Tonguç İmam Hatip Ortaokulu olarak değiştirilmiştir…

Bizler eğer İsmail Hakkı Tonguç’un eseri olan Köy Enstitüleri’ni yıkmak için savaş açan toprak ağaları, şeyh ve imamları hatırlarsak bu yeni isimlendirme ile verilmek istenen mesajı daha iyi anlarız…



Bu yazı:

1 yorum:

  1. Bugün kendi blogumdan paylaştığım "KÖY ENSTİTÜLERİ, KUTLU DOĞUM HAFTASI VE TOPLUMSAL AYDINLANMA GERÇEĞİ" başlıklı yazım sizin yazınızın topluca yorumu gibi. İmam Hatipler Köy Enstitülerinin aydınlanttığı Türkiyeyi yeniden karartmak için ısrarla öne çıkarıldı. Amaç o yıllarda kaybedilen inancı siyasetin merkezine koyan anlayışın iktidarını yeniden iktidara getirmekti. Bugünkü gelişmelere göre henüz son noktayı koyamasalar da epey mesafe aldılar.

    YanıtlayınSil