Mevlana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mevlana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2017 Cuma

O bir kişi


Eğer insanları birleştirici çok basit bir ortak nokta arayışında bulunursak, hemen buluveririz bunun, insan olmak ortak paydası olduğunu. Peki, acaba bu  karmaşık olmayan, ayrımsız olarak herkesi, ama herkesi kucaklayan ve bu çok yalın ortak paydayı yakalamak çok mu zor?

Evet, çok zor…

Çünkü karşımıza; ego-çıkar sarmalına bürünmüş, ufku bu sarmalla sınırlı ve bunlarla örülü kırmızıçizgileri bulunan tekçi anlayışlar çıkar. Kimi dinini, kimi dilini, kimi ırkını ama sonuçta hepsi ego ve çıkarını düşünerek engel oluyor ayrımsız olarak birlik olmaya, insan olmaya…

Oysa süregelen kültürel mirasımızda; Mevlana, Yunus Emre ve Pir Sultan Abdal gibi nice bilge kişiler var. Bunların hepsi Gel Gel Ne Olursan Ol Yine Gel” veGelin Canlar Bir Olalım” diye seslenirler bizlere. Çağırdıkları yer ise; insan haklarına sahip tüm insanların buluşma noktası…

16 Nisan referandumu; bir kişinin istek ve ikbali için toplumda iki farklı kutup yarattı. Kutuplardan birisi; o bir kişinin tutkuya dönüşen endişe verici isteklerine koşulsuz evet diyenler… Diğer kutupta ise; o bir kişinin istek ve ikbal tutkularındaki tehlikeleri sezmiş/görmüş olan hayır diyenler.

Evet diyen kutupta yer alanlar; hayır kutbunda bulunanlara göre, biraz daha fazla ortak paydası olan, daha homojen bir grup. Hayır diyenler ise; tek adam karşı olmak dışında pek de ortak paydası olmayan heterojen bir grup.

Bu görüntü aslında birilerine korku salan 7 Haziran seçimlerinde vardı. Hatta o zaman, o bir kişiye karşı duran,  daha büyük bir kutup da oluşmuştu. Bunu görüp korkan “o kişi” ortaya çıktı ve karşısında duran o heterojen grubun zaafları ile onların kırmızıçizgilerinden yararlanıp, gidişi lehine çevirdi. Ve Türkiye’yi şimdiki umutsuz, güvensiz günlere taşıdı…

***

10 Ağustos 2014 yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçları ile 16 Nisan 2017 referandumu sonuçlarını karşılaştırdığımızda:

10.08.2014 Cumhurbaşkanı seçimi
16.04.2017 Referandumu

Destek olan Parti
Oy oranı  % si

Destek olan Parti
Oy oranı % si
R. Tayip Erdoğan
AKP
51.79
Evet
AKP + MHP
51,41
Ekmeleddin İhsanoğlu
CHP + MHP
38.44
Hayır
CHP + HDP + diğerleri
48,59
Selahattin Demirtaş
HDP
9.76




  • Recep Tayyip Erdoğan’ın %51,79’luk oy oranını (MHP’nin desteğine rağmen) %51,41’e düşürdüğünü… 
  •  Recep Tayyip Erdoğan karşıtlarının ise %48,20’lik oy oranlarını ancak %48,59’e çıkarabildiklerini görüyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim sonucu şaibelidir diyenlerin itiraz sonuçlarını ve resmi ilanı bile beklemedi. Kesin olmayan sonuçlarla futbol maçı benzetmesinde bulunarak adeta;  Evet=1 Hayır=0 dercesine zaferini(!) ilan etti.  

Bu sonuçla belki yetkilerini biraz daha arttırdı ve seçildiği günden beri fiilen ilan ettiği tek adamlığına resmilik sağladı ise de: Şimdi daha güçsüz, daha da yalnız…

Çünkü hukuk, adalet, demokrasi ilkelerine dayalı bir barış ortamı sağlamak yerine, O, öfke, kin ve ötekiler yaratan bir çatışma stratejisi izledi. Bu da onu, sadece %51’in başkanı yaptı.

Cumhurbaşkanı sonucu alınca hiç zaman geçirmeden, fakat telaş içinde (aslında hiç ayrılmadığı) partisinin resmi üyesi oldu.  Ve parti genel başkan olacağını da ilan etti.  Peki, bu telaş neden acaba?

Bundan böyle Cumhurbaşkanı hem makamının yetkilerini, hem de parti genel başkanı yetkilerine sahip tek kişi olarak, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, YSK, HSK ve Adliye saraylarındaki mahkemelerde görev alacak yargıçlar atayacak. 

Bu yargıçlar da tarafsız sayılacak(!). Bunlardan hak, hukuk, adalet bekleyen halk ne yapacak? Sizce bu psikoloji içindeki yargıçlardan hangisi; hukuk, adalet, demokrasi ilkelerine dayalı olarak, tarafsız ve vicdan huzuru içinde, özgürce karar verebilecek?

CHP İstanbul milletvekili Barış Yarkadaş, “24 Nisan’da atanan bin 341 hâkimin yüzde 90’ının AKP’nin il ve ilçe teşkilatlarından… Yazılı sınavda 80 puan alan avukatlar devre dışı bırakılıyor. 55-60 puan alanlar ise mülakatı geçiyor. Bu kişilerin tek özelliği ise AKP’de yöneticilik görevinde bulunmaları…” dedi.

“Parti devleti kuracaklar” diyenlere çok kızıyorlardı, şimdi ne oldu?

Bilindiği gibi FETÖ örgütünün serpilip gelişmesinde en önemli faktörün “sınav sorularının çalınması” olduğu hep söylenir ve kabul görür. Öyle ise: 

Ha soru çalmışsın, ha mülakatta adam kayırmışsın!…

 *


Neler yapmalı ve nasıl yapmalıyız?... (Bu konu da başka yazıya kalsın).






Yazarın diğer yazıları için tıklayınız