2 Eylül 2013 Pazartesi

Anadolu Liseleri Neden Kimsesiz Kaldı? Ya İmam-Hatipler!...


İlk defa 1955/1956 öğretim yılında eğitime başlayan Maarif Bakanlığı Kolejleri: Eskişehir, İzmir (Bornova), İstanbul (Kadıköy), Konya, Samsun ve Diyarbakır olmak üzere 6 okuldan oluşuyordu. Bu okulların diğer orta öğretim kurumlarından farklıkları ise;
1. Öğrencilerini sınavla alması,
2. Yabancı dille öğretim verilmesi,
3. (bir yılı yabancı dile hazırlık olmak üzere) 1+6=7 yıl eğitim süreli olmasıdır.

1975 yılında “Maarif Kolejleri”nin ismi “Anadolu Liseleri” olarak değiştirilmiş, 1975-1976 öğretim yılından itibaren sayıları arttırılarak yurdumuzun değişik il ve ilçelerinde açılmıştır. Yönetmelik, bu okulların amacını, "Öğrencilerin, ilgi, yetenek ve başarılarına göre yükseköğretim programlarına hazırlanmalarını; yabancı dili, dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmeleri izleyebilecek düzeyde öğrenmelerini sağlamak" olarak belirlemiştir.

Bu güzel kurumlar, amaçlarına uygun çalışmalarını “28 Şubat” diye bilinen faşist-gerici süreç başlayana kadar sürdürmüştür. Ancak bu faşist-gerici süreç sırf İmam Hatip Liseleri’nin Ortaokul kısmını kapatmak için “bedel” olarak Anadolu Liseleri’nin Ortaokul kısmını da kapatma kararı almış ve uygulamıştır. Böylelikle bu okullarda gerileme dönemi başlatılmıştır.

Anadolu Liselerinin Ortaöğretim Kurumları  (Genel+Mesleki Ortaöğretim) arasındaki yeri:

Öğretim  Yılı
Kurum S.
%
Öğr. Sayı
%
Erkek
%
Kız
%
Öğret.
%
1992-1993
193
Bu öğretim yılı  ile ilgili istatistik verileri bulunamamıştır
2003/04 (Genel+Mesleki Ortaöğretim)
6.512
100
3.593.404
100
2.126.438
100
1.466.966               
100
160.049
100
2003/04 Anadolu Lisesi
432
6,63
205.706
5,72
111.625
5,24
94.081
6,41
13.517
8,44
2012/13 (Genel+Mesleki Ortaöğretim)
10. 418
100
4.995.623
100
2.643.414
100
2.352. 209
100
254.895
100
2012/13 Anadolu Lisesi
1 627
15,6
895.360
17,9
420.056
16
475.304
20,2
55.364
21,7

Zekâ kuramcıları ve Eğitim Bilimciler, bir toplumda üstün zekâlı ve üstün özel yetenekli kişilerin oranını %3 veya %4 olarak kabul etmektedirler. Anadolu Liseleri’nin kuruluş amaçları içinde net olarak belirtilmese de bu okullara genelde üstün zekâlı ve üstün özel yetenekli öğrencileri girebilmektedir.

Zaten yukarıdaki (Tablo 1) de bunu hemen hemen doğrulamaktadır. Görüldüğü gibi 2003-2004 Öğretim yılında Anadolu Liselerindeki Öğrencilerinin toplam sayıları (205.706) olup, ortaöğretim kurumlarındaki toplam öğrenci sayısı olan (3.593.404)’nın %5,72 dir.

2012-2013 Öğretim yılında Anadolu Liselerindeki Öğrencilerinin toplam sayıları (895.360) olup, ortaöğretim kurumlarındaki toplam öğrenci sayısı olan (4.995.623)’nın %17,9 olarak karşımıza çıkmaktadır.

Oysa Anadolu Liselerine öğrenciler, çok zorlu sınavlar sonunda seçilerek girebilmektedirler. İşte bu nedenle bu okullara girmek için hem öğrenciler hem de velileri çok büyük maddi ve-manevi sıkıntılar yaşamaktadırlar. Dizilere konu olmuş bu okullar, neden bu kadar istenir olmuştur? Hiç şüphe yok ki seçilerek öğrenci alımı, yabancı dil kazandırması ve iyi bir akademik gelecek vermesi başlıca nedenler olarak özetlenebilir. Oysa gelinen noktada artık bu okullar sıradan okullar haline getirilmiş 500 puan alan öğrenci ile 100 puan alan öğrencilerin birlikte okuduğu okullar konumuna getirilmişlerdir. Özetlersek popülist amaçlarla, Anadolu Liselerinin kurum sayıları ve öğrenci mevcutları arttırılarak kaliteleri düşürülmüş, işlevsiz ve sıradanlaşmış hale getirilmişlerdir.
Anadolu Lise’lerinin 2003-20O4 öğretim yılından 2012-2013 öğretim yılına  kadar gösterdiği gelişmeler:(Tablo 2)

Öğretim  Yılı
Kurum S.
%
Öğr. Sayı
%
Erkek
%
Kız
%
Öğret.
%
1992-1993
193
Bu öğretim yılı  ile ilgili istatistik verileri bulunamamıştır
2003/04 (Genel+Mesleki Ortaöğretim)
6.512
100
3.593.404
100
2.126.438
100
1.466.966               
100
160.049
100
2003/04 Anadolu Lisesi
432
6,63
205.706
5,72
111.625
5,24
94.081
6,41
13.517
8,44
2012/13 (Genel+Mesleki Ortaöğretim)
10. 418
100
4.995.623
100
2.643.414
100
2.352. 209
100
254.895
100
2012/13 Anadolu Lisesi
1 627
15,6
895.360
17,9
420.056
16
475.304
20,2
55.364
21,7

(Tablo 2) de görüldüğü gibi 2003-2004 Öğretim yılında Anadolu Liselerindeki Öğrenci toplam sayıları (205.706) iken, 2012-2013 Öğretim yılında %435 oranında artarak (895.360) olmuştur. Bu da yetmemiş gibi 2013-2014 öğretim yılından itibaren (İmam-Hatip ve Meslek Liseleri dışında kalan) tüm genel liseler 
Anadolu Lisesi olarak adlandırılmıştır. Böylece bu okulların yönetmeliklerinde belirlenen amaçları yok sayılmıştır.

Anadolu Liselerinde öğrenim gören öğrenciler ülkemizin ve dünyanın çok önemli değerleridir. Onlar; hızlı öğrenen, anlayan, kavrayan, güçlü bellek ve dikkat sahibi, yaratıcılık ve mucitlik yönleri güçlü, düşünen, yorumlayan, genelleyen ve soyutlama yapan ,   … gibi  pek çok özellik sahibidirler. Onların dünya ile iletişimini sağlayan yabancı dilleri erken yaşta öğrenmeleri hem kendileri hem ülkemiz içinin büyük bir kazanımdır. Bu nedenle mümkün olduğu kadar küçük yaşta yabancı dil öğrenimine başlanması ve Anadolu Liselerinin Ortaokul kısmı ve hazırlık sınıfı mutlaka açılmalıdır.

İmam-Hatip Okulları:
İmam-Hatip Okulları (özetle), 1924’de  medreseler kapatıldıktan sonra, medreselerin yerine dört sınıflı 29 adet İmam Hatip okulu açıldı. Bir yıl sonra İmam Hatip sayısı 26'ya, iki yıl sonra 20'ye, üç yıl sonra da ikiye düştü. 1929-30 öğretim yılında ise son kalan İmam Hatip okulları da kapatıldı.1949 Yılı başında İstanbul'da iki tane İmam Hatip kursu açıldı. Bir süre sonra kurs sayısı sekize çıkartıldı. (Din derslerinin eğitim-öğretim müfredatına konulması da bu döneme rastlar). 1950’de Demokrat Parti iktidara gelmesinin ardından mevcut İmam Hatip kurslarının yetersiz olduğuna kanaat getirip İmam Hatip okullarının açılmasını kararlaştırdı. 1958 yılında bu okulların sayısı 26'ya, 1969'da 71'e, 1997'de ise 600'e ulaştı. (1*)

Yönetmeliğe göre İmam-Hatip Liselerinin amacı: MADDE 6 – (1), öğrencilerin:…d) İmamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dinî hizmetlerin yerine getirilmesi için gerekli olan bilgi ve becerilerin kazandırılmasını,… olarak belirlenmiştir. (2*)

28 Şubat faşist-gerici sürecinde “mağdur olduğunu” belirten AKP bunu bir seçim sloganı haline getirerek seçimlerde büyük başarılar elde etti. Rövanşist bir anlayışla, belki de başka örneği olmayacak bir yöntemle (kendi MEB Bakanına bile haber vermeden) hiç araştırma-deneme yapmadan 4+4+4 yasa tasarısını jet hızı ile yasalaştırdılar. Böylece İmam-Hatip Ortaokullarını açmış oldular. Bu da yetmedi daha önce ortaokullara, 5 yıllık ilkokulu bitiren öğrenciler alınmakta iken şimdi bir yıl erkene alınarak ilkokul 4. sınıfı bitiren 10-11 yaşındaki öğrencileri İmam-Hatip Ortaokulu’na yönlendirdiler.

Bu uygulama ile;
1. Öğrenci henüz meslekleri tanımadığı için meslek seçimi yapacak bilinçte değildir. Bu nedenle veli isteğine göre meslek seçimi yapılıp yönlendirme yapılmaktadır. Yani öğrencinin “hayır istemiyorum” demesi engellenecektir.
2. Arapça dil eğitimine daha küçük yaşta başlamak amaçlanmıştır.
Oysa çağdaş ülkelerde meslek seçme süreci çok önemlidir, bu süreç; öğrencinin istek ve özelliklerine uygun olarak okul rehberlik biriminin yönetiminde, öğrenci, öğretmenler ve öğrenci velilerinin işbirliği ile yapılmaktadır.

Hoşgörünüze sığınarak, 2003–2004 için TÜBİTAK (3*), 2012-2013 için MEB’den (4*) aldığım verileri karşılaştırarak İmam Hatip Lisesi ve Ortaokullarının gelişimini paylaşmak istiyorum:

İmam Hatip Okullarının Ortaöğretim Kurumları  (Genel+Mesleki Ortaöğretim) arasındaki yeri: (Tablo 3)


Öğretim  Yıl
Kurum Sayısı
%
Öğr. Sayı
%
Erkek
%
Kız
%
Öğret.
%
2003/04 (Genel+Mesleki Ortaöğretim)
6512
100
3.593.404
100
2.126.438
100
1.466.966              
100
160.049
100
2003/04      Din Öğretimi
452
6,94
97.489
2,71
56.617
2,66
40.872
2,78
7.631
4,76
2012/13 (Genel+Mesleki Ortaöğretim)
10.418
100
4.995.623
100
2.643.414
100
2.352.209
100
254.895
100
2012/13 İmam Hatip Lise
708
380 771
180 240
200 531
21 043
2012/13 Lise Bün.Ortaokul
369
27 882
14 245
13 637
-
2012/13 İ.Hatip Ortaokulu
730
66 585
34 103
32 482
5 484
2012/13 İ.Hatip Ok.(Toplam)
1.807
17,3
475.238
9,51
228.588
8,64
246.650
10,48
26.527
10,4

Yukarıdaki (Tablo 3) de görüldüğü gibi 2003-2004 Öğretim yılında İmam Hatip Liselerindeki Öğrencilerinin toplam sayıları (97.489) olup, ortaöğretim kurumlarındaki toplam öğrenci sayısı (3.593.404)’nın %2,71 dir.
2012-2013 Öğretim yılında İmam Hatip Liseleri ve İmam Hatip Ortaokullarındaki öğrencilerin toplam sayıları (475.238) olup, ortaöğretim kurumlarındaki toplam öğrenci sayısı (4.995.623)’nın %9,51 dir.

İmam Hatip Okullarının 2003-20O4 öğretim yılından 2012-2013 öğretim yılına kadar gösterdiği gelişmeler: (Tablo 4)

Öğretim  Yılı
Kurum
%
Öğr. Sayı
%
Erkek
%
Kız
%
Öğret.
%
2003/04      Din Öğretimi
452
100
97.489
100
56.617
100
40.872
100
7.631
100
2012/13 İmam Hatip Lise
708
380 771
180 240
200 531
21 043
2012/13 Lise Bün. Ortaokul
369
27 882
14 245
13 637
-
2012/13İ. Hatip Orta Okulu
730
66 585
34 103
32 482
5 484
2012/13 İ.H.Okulu (Toplam)
1.807
400
475.238
469
228.588
404
246.650
603
26.527
348

(Tablo 4) de 2003-2004 Öğretim yılında İmam Hatip Liselerindeki toplam öğrenci sayısı (97.489) iken, 2012-2013 Öğretim yılında (475.238)’e çıkarak %469 oranında artmıştır.

Peki, mağdur edildiğini söylediğiniz (ki bence de mağdur edildiler) İmam-Hatip Okullarının mağduriyetini %469 gibi abartılı bir şekilde giderdiniz de, neden Anadolu Liseleri’nin ortaokul kısmını açmadınız? “Yabancı dil öğretimine küçük yaşta başlanması” gerektiği gerçeğine karşın, neden Anadolu Lisesine 15 yaşındaki bir öğrenciyle başlamayı uygun gördünüz? 15 yaşındaki bir öğrenci; otoriteye karşı gelme ve ergenlik sorunlarını en yoğun olarak yaşadığı bir dönemdedir. Yabancı dil öğrenimine nasıl motive olabilir?... gibi soru ve sorunları çoğaltabiliriz.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: İmam Hatip Liseleri Mezunlar Mensupları Derneği'nin (ÖNDER) Sepetçiler Kasrı'nda verdiği iftara katılarak; “…Çok ağır baskılar, zulümler yaşandı. Zifiri karanlık günlerden geçildi. Bu insanlar sokaklara çıkıp ellerine pala, taş, sopa almadılar. Ellerine silah alıp dağa da çıkmadılar. Gayrimeşruluğu akıllarından geçirmediler…” gibi söylemlerle övgülerde bulunmuş, yapmış olduğu genellemelerle de sanki diğer okul ve mezunlarına suçlayıcı göndermelerde bulunmuştur. 

Böylece, daha önce kendisine yapıldığını söylediği ötekileştirmeyi başkaları için yapmıştır. Oysa yakın geçmişte bu tür genelleme ve söylemlerin, söyleyenleri  “deniz feneri”, “ihaleler” … gibi olaylarda mahcup ettiği görülmüştür. Bir eğitim kurumundan her özellikte kişiler mezun olabilir. Önemli olan, istenmeyen davranışları gösteren insanların yüzdelikl (%) olarak az olmasıdır.

22 Nisan 2013 tarihinde Bilgi Edinme Yasası’na dayalı olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın Prf. Dr. Nur SERTER’e gönderdiği verilere göre; “1099 İmam Hatip Ortaokulundan 78’inin hiç öğrencisinin olmadığı, 461’inin de öğrenci sayısının 50’nin altında olduğu görülmüştür.” Denilmektedir.(5*)

Sayın Nur Serter’ e verilen cevapta belirtilen birkaç okula öğrenci kaydının olmaması veya öğrenci mevcudunun az olmasından hareketle bu girişimin fiyasko olduğu yargısına varmak çok yanlıştır. Bence bu cevap çok anlamlı ve perde arkasında olanları göstermemek amaçlıdır. Tablo 4 de bakanlığın kendi verileri ile oluşturduğum tabloda görüldüğü gibi kurum sayısı 452 den 1807 ye çıkarak %400, öğrenci sayıları ise 97.489 den 475.238’e çıkarak %469 oranında artmıştır.  (Fakat bu cevaptaki bilgiler bana 1990’lı yıllarda İstanbul’da, Anadolu Liselerindeki boş kontenjanlara başvuru veya kayıt yapabilmek şansı kazanmak için helikopter tutan velileri çağrıştırdı. Artık kıyaslamayı size bırakıyorum…).

Sayın okuyucularım siz, her iki okul için yapmış olduğum değerlendirmeleri okuduktan sonra kendinizle iç konuşmalar yapıp bana şu iki soruyu sorabilirsiniz.
   -Anadolu Liseleri’nin sayıları ve almış olduğu öğrenci sayıları artmış. Neden karşı çıkıyorsunuz?

El cevap: Çünkü Anadolu Liselerinde öğrenim gören öğrenciler çok zorlu sınavlar sonunda belirlenmiş, emsallerine göre farklıkları olan ülkemizin ve dünyanın çok önemli değerleridir. Bunlar geleceğin başarılı, bilim, iş ve meslek insanlarıdır. Onlara verilen farklı eğitim olanakları geliştirilerek korunmalıdır. Oysa uygulama ile bu imkânlar yok edilmektedir. 
   
-İmam Hatip Liseleri ve İmam Hatip Ortaokullarının sayıları ve almış olduğu öğrenci sayıları artmış. Neden karşı çıkıyorsunuz?

El cevap: Çünkü İmam Hatip Lisesi ve Ortaokullarındaki öğrencilerin “meslek seçimi” gibi çok önemli bir haklarına velilerce ipotek konmuştur. Bu seçime uyum sağlayanlar olduğu gibi yaşam boyu bu meslek seçimi için üzüntü çeken kişiler olacaktır. Ülkemizde İmamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dinî hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla açılan bu okullara orantısız ve abartılı sayıda (2003-2004 Öğretim yılında 97.489 öğrencisi bulunan bu okulların 2012-2013 Öğretim yılında 475.238’e çıkarak %469 oranında) artış olmuştur. 

Gelecekte bu insanlarımızın işe yerleştirilmeleri ülke çapında çok büyük sorunlar yaratacaktır. (Tıpkı plansız açılan Eğitim Fakültesi Mezunu işsiz öğretmenler için bu gün yaşadığımız sorunlar gibi.)

Şimdi yukarıda ve aşağıda yazılan sorularımı, o günkü Milli Eğitim Bakanına bile haber vermeden, 4+4+4 yasasını jet hızı ile meclisten geçirenler arasında yer alan ve şimdi Milli Eğitim Bakanı olan Sayın Nabi AVCI’ya sormak istiyorum. Ne der acaba?

Ulusal ve uluslararası alanda pek çok bilim, meslek ve iş insanını yetiştiren Anadolu Liselerinin ortaokul kısımları neden hala açılmadı?

Anadolu Liselerinin sayıları arttırılarak kalitesi düşürülmüş işlevsiz ve sıradanlaştırılmıştır. Anadolu Liselerine çok büyük yarışmalar sonucunda seçilerek girebilen öğrenciler genelde “üstün zekalı”  ve “üstün özel yetenekli” öğrencilerdi. Bunlar ülkemizin milli ve dünyanın evrensel değerleridir. Bu öğrenciler; hızlı öğrenen, düşünen, yorumlayan ve… gibi pek çok özellik sahibidirler. Bunların dünya ile iletişimlerini sağlayan yabancı dilleri erken yaşta öğrenmeleri hem kendileri hem ülkemiz içinin büyük bir kazanımdır. 

Her vatandaşın sorması gereken bazı sorular:

Anadolu Liselerinin Ortaokul kısmı neden açılmamaktadır?

Ülkemizin bu kadar İmam ve Hatip’e ihtiyacı var mıdır?

Bu okulların açılması hangi bilimsel araştırmanın sonucuna dayanmaktadır?

Kentin ismi ve tarihi ile özdeşleşmiş bazı okulların isimi değiştirilerek İmam-
Hatip okulları açılmaktadır. Bununla ne amaçlanmaktadır?  

Son olarak;
4+4+4 yasası, eğitim sistemimize uygulanmak istenen bir toplumsal mühendislik yasasıdır. Bu yasa mutlaka iptal edilip, eğitim bilim esaslarına uygun olarak yenisi çıkarılmalıdır.

Anadolu Liselerinin ortaokul kısımları ve hazırlık sınıfları hemen açılmalıdır.

Anadolu Liselerinin; Köy Enstitüleri, Öğretmen Okulları ve Eğitim Enstitüleri ile aynı sonu yaşamalarını istemiyorum, istememeliyiz!..



Kaynakça:

1 yorum:

  1. Merhaba dostum; bir zamanlar eğitimin bir amacı vardı. Daha doğrusu 1928 yılında açılan Millet Mektepleri denemesinin başarılı sonuç vermesinden alınan umutla 1940 yılında açılan Köy Enstitüleriyle eğitim çağdaş toplumu oluşturmada en önemli alan olarak görülüyordu.
    O görgüyle eğitim aynı amaç ve heyecanla uzun süre devam etti.

    1950 den itibaren inancı siyasete egemen kılma gayretleri önce Köy Enstitülerini kapatarak işe başladı. Ama cumhuriyet aydınlanmasının direnci devam ettiği için onların yerine açılan öğretmen okulları da Köy Enstitülerini pek aratmamıştı. O sıralar açılan Anadolu Liseleri parası olmayan zeki çocuklar için kollej işlevi görüyordu ve o yıllar Anadolu Liselerinden öğrenim hakkı elde etmek bir övünç nedeni oluyordu.

    1970 lerin ortasında bir yandan Anadolu Liselerinin kaliteli eğitimi sonlandırılıp sıradan okullara dönüşürken öğretmen okulları da öğretmen liselerine dönüştürüldü. Böylece Köy Enstitüleriyle başlayan köy çocuklarının eğitilip öğretmen olarak eğitime kazandırılmasına son verilirken hızlandırılmış eğitim enstitüleri furyasıyla eğitime bakıştaki çarpıklık her alanda egemen oldu.

    1980 faşist cuntasının uygulamaya soktuğu bayrak harekatının amacı olan Yeşil kuşak projesine zemin oluşturulurken eğitim de bu sonuçtan nasibini aldı ve hızla İmam Hatip Okullarının önce genel liselerle denkleştirilmesi; sonrasında genel liselerinin yerini alma sürecine girildi.

    Bütün dünyanın kabul ettiği gerçek ülkelerde uygulanan eğitim sistemi o ülkelerin geleceğe bakışlarının belgesi gibidir.
    Gelişen teknolojiyle uyumlu çağdaş toplumu hedefleyen ülkeler eğitime çok önem veriyor. Uyguladıkları eğitim sistemiyle yetişen kuşakların çağdaş yaşamla uyumlu olmasına özen gösteriyor.

    Çağdaş yaşamla uyum gibi bir hedefi olmayan ülkelerse işin sadece bilim yanını alıyor. Yetişen kuşakları çağdaş toplum anlayışından uzaklaştırmak için onların inanç diye dayatılan körleşmeyle yetişmesini hedef alıyor.
    Peki "bilim ve teknolojiyle uyumlu olmayı hedeflerken çağdaş toplum anlayışına uyumsuz inanç diye dayatılan karanlığa esir edilmiş nesillerle dünya ölçeğinde gelişen ülkelerin içinde yer aldığı çağ yakalanabilir mi?" daha doğru deyimle "İnsanlığın kalitesini belirleyen sanat, edebiyat gibi, çağdaş toplum kültürü gibi bilgilerden nasibini almamış nesillerle çağ yakalanabilir mi?"
    Bu sorunun doğru cevabı "eğer amaç çağı yakalamaksa hayır. Günü kurtarmaksa evet" olur.

    YanıtlayınSil